Bölüm 01
On saniye tesadüfi bir sayı değil
Uzunca cevap şu: Jakob Nielsen'in yanıt süresi sınırları üzerine çalışmasından gelen ve kullanılabilirlik yazınında uzun süredir bilinen bir eşik var. Nielsen'e göre bir kullanıcının bir işe kesintisiz dikkat verebildiği süre yaklaşık 10 saniyedir; bu sürenin sonunda ya devam etmek için bir sebep bulur ya da başka bir sekmeye geçer. Sitenize gelen ziyaretçi bu on saniyede üç soruya cevap arar: doğru yerde miyim, burada aradığım şey var mı, buradan nasıl devam ederim. Üçünden birine cevap veremiyorsanız çıkış kararı sizin metninizin kalitesinden bağımsız olarak verilir.
Bu yüzden ilk yapılacak iş, çıkışın nerede olduğunu daraltmaktır. Analitik tarafında bakacağınız sayı ham çıkma oranı değil, etkileşimli oturum oranıdır. GA4 tarafında bir oturum, 10 saniyeden uzun sürdüğünde ya da bir dönüşüm veya ikinci bir sayfa görüntülemesi ürettiğinde etkileşimli sayılır. Etkileşimli oturum oranınız, başlangıç için önerdiğimiz yüzde 50 eşiğinin altındaysa sorun içerik değil, karşılama anıdır. Bu yüzde 50, Google'ın yayımladığı bir kıyas değil; kendi projelerimizde alarm sınırı olarak kullandığımız sayıdır.
Bu sayıyı çıkarırken sayfa türlerini ayırmayı unutmayın. Bir blog yazısında ziyaretçinin cevabını alıp çıkması normaldir; bir hizmet sayfasında aynı davranış sorunun ta kendisidir. Karşılaştırmayı sektör ortalamalarıyla değil kendi sayfalarınız arasında yapın, çünkü dışarıdan alınan ortalama sizin trafiğinizin nereden geldiğini bilmez.
İkinci daraltma cihaz kırılımıdır. Masaüstünde yüzde 65, mobilde yüzde 30 etkileşimli oturum görüyorsanız teşhis neredeyse tamamlanmıştır; sorun performans tarafındadır ve metni yeniden yazmak hiçbir şeyi değiştirmez.
